8 Haziran!

ntvmsnbc’nin bir teknoloji editörüne ihtiyacı olduğu bana ilk söylendiğinde “anam!” demiştim, o sıralar aklımda Silikon Vadisi vardı oysa, hatta ilk görüşmeler başarıyla geçilmiş, ikinci görüşmenin sonucu bekleniyordu. O zamanki patronum Serdar Kuzuloğlu, performansımın düşük olmasından aklımda birkaç tilki döndüğünü sezmişti belki, “bak bu böyle yürümüyor” demeye başlamıştı bile. O sıralar bir yandan Yahoyt‘a haber girerken Elif ile birlikte, bir yandan Burak‘la Kafa Kafaya‘yı yapıyorduk. Bir yandan da, lise sondan beri peşimi bir türlü bırakmayan HTML+CSS+FLASH işleriyle uğraşıyordum, özellikle kaybolduk.biz vaktimizi alıyordu.

Kaybolduk.biz’in o zamanki tasarımında bulunan header’ında flash vardı, arama kutusuna “paris hilton” yazınca easter egg bile koymuştuk, güneş Paris Hilton’a dönüşüp “I’m so HOTTTT” diyordu hahah. Neyse.

İşte ahval böyleyken, gelen bir telefon beni Maslak’a ışınladı. İlk görüşte aşk derler ya, Ebru Çapa’ya karşı hissettiğim oydu yani, o kadın patronum olmalıydı. Bu yüzden yaklaşık bir aydır kafamı kurcalayan Silikon Vadisi’ni bir kenara atıp, ntvmsnbc‘ye geçtim. 10 aydır da, -itiraf ediyorum- sıkıldığım zamanlar olsa bile, elimden geldiğince Bilim ve Teknoloji bölümünü yapıyordum. Ancak, Pazarlama Cadısı da şahidimdir, en kral adam Murat Kahraman, hemen yanıbaşımda ekonomi yazan Bora da, aklım hep Web 2.0, yeni mecra ve interaktif heyecanlardaydı. Gazetecilik gerçekten keyifli, her anını damarlarımda hissettiğim bir şey, ntvmsnbc’den ayrılıyor olmam, gazeteciliği bıraktığım anlamına gelmesin. Bir yanım hep orada olacak, ancak kalbim hep İnternet’teydi.

Gerçek anlamda kazandığım ilk parayı, Sedat Kapanoğlu ve Emre Kerestecioğlu sayesinde kazandım. Ekşi Sözlük’e tema reklamları giydirerek. Kimse bilmez, belki reklamZ‘dekiler bilir, ilk sözlük tema reklamı Audi’nin olacaktı, ancak nedense olmadı ve o tema çöpe atıldı, sonra hayatımın aşkı Milla için Resident Evil Apocalypse çalıştık, reklamveren de bayıldı ve sözlüğün ilk tema reklamı oldu. Yaklaşık altı ay boyunca yayınlanan tüm temalar benden çıktı, ta ki okulda sınıfta kalmaya başlayıncaya kadar. Sedat hayatımı kurtarmasa (olm geciktiriyorsun, yetişemyorsun, hayatın kayıcak) hala okulda öğrenciydim muhtemelen. Sonrasında, kısa süreli bir mobil dünya hevesi geldi Sidar Şahin ile birlikte, önce FunPac, sonrasında FunPac mynet’e satılınca iki üç proje yaptık o mynet’in mobil tarafına, dört ay sürdü. Anlayacağınız, eskiden buralardaydım ben, gazetecilik yeni bir şey benim için.

Tamam, o zamanlar da yazarak para kazandığımı inkar etmiyorum, ancak ben hiçbir zaman gerçek anlamıyla birincil kazanç kapısı olarak gazeteci değildim, MYK Medya ve ntvmsnbc’ye kadar.

Bugün, hayatımda bir dönemeci daha alıyorum. iGOA’da, orada “CSS Hero” adını verdikleri frontend developer pozisyonunda bıraktığım yere geri dönüyorum -gerçi freelance işler yüzünden, esasında pek bırakmadığımın farkındayım ama, neyse. Ancak, gazeteciliğim PC Net’te devam edecek, yani yazılarımı, incelemelerimi ve elektronik beyin olan kompütere dair fikirlerimi orada dile getirme şansım olacak. Tabi bir de hiçbir zaman adam gibi kullanamadığım bu merickara.net adresi. Zaten son iki postta birşeyleri değiştirme düşüncesinde olduğum anlaşılıyordur. Şimdi ilk hedef, iGOA, ikinci hedef PC Net, üçüncü hedef ise doğru dürüst bir kamera almak ve buraya birşeyler karalamak.

Ha unutmadan, hayata geçirilmeyi bekleyen 4 projem de var, ukalalık gibi olmasın ama, 10 ay boyunca ntvmsnbc’ye sessiz sessiz birşeyler yazarken, boş boş oturmadım. :)

2 comments

  1. Bengü Boyacıgil says:

    sen ve 10 ay sessiz sessiz oturmak? senin sessizlik tanımını pek bi merak ettim şimdi Meriç :) neyse; hayırlı olsun bakalım yeni işin…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.