Tekerlek ve motor üzerine!

Cuma günü, Barbaros bulvarından aşağıya saatte 60 km hızla inerken, birden şerit değiştirirken çizgiler üzerinde dans ettiğimi fark ettim. Daha önce, yani yıllar önce bisikletle başıma gelirdi, bu gibi şeyler lastiklerin basıncı azaldığı zaman olur.

Emin olmak için yavaslayıp bozuk satıhlardan geçmeye çalıştığımda, motorun bu kez gaza yavaş tepki verdiğini ve çok ağırlaştığını fark ettim. Motosikletten inip, tekerleri kontrol ettiğimde arka tekere bir çivi/vidanın saplandığını gördüm ki, Barbaros bulvarı gibi işlek bir caddede o büyüklükte bir çivinin varlığını, hem de yolun ortasında, gerçekten halen algılayamıyorum!

Piaggio X9 Evolution'da fabrika yine bir İtalyan markası olan Pirelli'ye güveniyor.
Piaggio X9 Evolution'da fabrika yine bir İtalyan markası olan Pirelli'ye güveniyor. Ancak bu İtalyan güzeli de çivi ve vidalara karşı koyamıyor.

Neyse ki, dönülmez akşamın ufkunda olan bir noktada değil de, lastikçi tayfaya yakın bir noktada lastiğe bu giriş yaşanmıştı. Ortaköy’de varlığını hatırladığım bir lastikçiye kadar gittim. Arkadaş dıştan biraz baktı ve çiviyi iyice içeri soktu. “Bu şekilde en azından idare eder, ama en yakın zamanda ya yama yaptır, ya da lastiğini değiştir” dedi. Bu gibi durumlarda eğer çivi lastiğe iyice saplanmadıysa, hava daha hızlı kaçıyormuş, nesneyi iyice saplayıp, delik kapatılıyor veya tamamen çekilip, fitillleme adı verilen geçici bir yöntemle delik yamanıyormuş. Fitile güvenmek de oldukça yanlışmış, illa yamanacaksa sıcak yama yapılması gerekiyor.

Lastikçide aldığım desteğin ardından, evime de yakın olduğu için yukarı, Balmumcu’da bulunan Genç Moto‘ya gittim. Oranın Piaggio, Vespa ve Gilera konusunda ihtisaslı olduğunu, Cemo’nun eski sahibi Cem Özkaynak‘tan biliyorum. Dükkanı o sırada kapatmakta olan Alp, lastiği kontrol etti ve kesinlikle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ertesi sabah için randevulaşıp oradan ayrıldım. Motosikleti eve bıraktım.

Taksim’de beni 21:9 56 inçlik Philips ile sinema keyfine bekleyen Volkan‘ın yanına LOG‘un ofisine doğru giderken, başımdan geçeni taksiciyle paylaştım. Taksici hemen “arka teker di mi abi” dedi. “Oha nerden bildin” diye sordum… Hemen açıkladı.

Motosiklet veya araba, hiç fark etmez. Ön tekere çivi saplanmasının ihtimali neredeyse sıfırdır. Çünkü çivi ön tekere çarptığında, dik durması neredeyse mümkün değil, ya yola tuzak kurulacak, ya da sende bedevi şansı olacak evladım. Ön teker yatay duran çiviye dokunduğunda, hızıyla onu havalandırır. O havalanan çivi de, hemen arkadan geçen arka tekere saplanır. Ön teker kaldırır, arka teker de kapar.

Oracıkta, bir yaşıma daha girdim, oysa daha bir hafta var! Neyse, geceyi böylelikle bitirerek, ertesi gün bir pazar araştırması yapmak için Maslak Atatürk Oto Sanayi’ye gittim. Neredeyse tüm lastikçileri, Michelin, Pirelli, GoodYear hatta TOYO’ya baktım ancak, benim ebatlarımda lastik bulamadım. Sonra “denize düşen” tavrıyla, Piaggio’nun Türkiye distribütörü Ferco Motor’a gittim. Kendileri arka lastik için 90 Euro fiyat biçtiler ancak lastik ellerinde yoktu. Daha önce sorduğum yerlerde ise, stoklarda ürün yoktu ancak fiyat aralığı 60 Euro ile 80 Euro arasında değişiyordu.

Fiyatlar konusunda fikir aldıktan sonra, bir önceki akşam “elimde 1 tane var, 60 Euro olması lazım” diyen Alp’in yanına, Genç Moto’ya gittim. İşlemleri kısa sürede hallettikten sonra, montaj için Genç Moto’nun servisine gittik ki, büyük sürprizi orada fark ettim. Evimin 150 – 200 metre aşağısındaymış meğer.

Tamir yapılırken, lastiğin nasıl söküleceğini de öğrendim ki, artık zinciri ön tekere bağlama gibi bir hata yapmam. Gerekli ekipmanlar olsa bile tam 45 dakikada ancak söküldü resmen. O sırada keyifli bir sohbet gerçekleştirdiğim “Usta” lastiklerin motora takıldıktan sonra, en geç 3 yılda bir değiştirilmesi gerektiğini, ben yeni lastik ile eski lastiğin dişleri arasındaki farkı ölçmeye çalışırken söyledi. Zaten Türkiye’deki yollarda diş aşınması da pek bir şey ifade etmiyormış. Murat Yağcı‘nın dediğine göre, zaten dandik olan Tüürkiye karayolları, lastikleri gerektiği gibi kavramadığından, gerektiği gibi aşındırmıyormuş da.

Neyse. Motorumun üzerinde bulunan arka lastik, 2006’da üretilmiş, yani zaten miyadını doldurmuş durumda. Ön lastik ise Ocak 2007 çıkışlı ki, onun da durumu pek iyi değil. Ön arka set halinde olsun diye başka bir marka takmak istemedim, (takıntılıyım) Genç Moto pazartesi günü siparişi veriyor zaten, onu da Pirelli’den alacağız İnşaAllah. Zaten Kontrolsüz güç, güç değildir sloganını da çok severim, takvimlerini de.

Tüm bunları öğrenirken, zamanında hiç öyle lastik mastik takmadan sürdüğüm onca motor gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçti ama, zaten kullanım tarzımdan dolayı (eheh) senede iki lastik patlatırdım deiştirirdim.

Lastiklerin raf ömrü, Murat’ın söylediğine göre yine, doğru şekilde saklanırsa 5 yılmış. Yani kullanılsın veya kullanılmasın, 5 yıl sonra o lastik nanay. Her lastiğin üzerinde üretim tarihi, hafta ve yıl olarak belirtiliyor. “47. Hafta, 2006” gibi. Bu lastikler, rafta uzun süre dayansın diye, üstü özel bir kaplamayla sarılıyor. Bu durum da, yeni lastiğin gerçek performansına 500 kilometre boyunca ulaşmasına engel oluyor (araştırdım) yani yeni lastik ile yol alırken, ıslak zemin, soğuk satıh dikkat etmek gerekiyor. Benim tercihim olan GTS 24, yani fabrikanın tercihi olan, sert hamurlu bir lastik, bu soğuk ve yağışlı havalarda yumuşak hamurlulara göre daha düşük performans tanıyor ancak, asvaltta daha büyük başarıya sahip oluyor. Genelde kuru zemin ve asfalt kullandığım için sert lastiğe hayır demedim.

Bugün, motosikletimi kullanırken onu ne kadar sevdiğimi fark ettim. Özellikle evden Bebek’e 10 dakika gibi bir sürede gittiğim için. (Balmumcu’da Jandarma Dikimevi’nin orada oturuyorum) -Sürat yapmadan-. Sadi, cuma’dan beri “gelgel” yaptığından olsa gerek. On onbeş dakikalık bir sohbet için motorumu park edip, Pick Me! standında ayakta beklemeye başladım. Bir anda iki üç elemanın motosikletimin başında poz verdiğini gördüm! Sadi’ye dönüp “heeueh abi tiplere bak…” derken, birden bire aynı şeyi benim de yapmak istediğimi fark ettim.”Ahaha abi ver şu gözlüğü, ver şu kolyeyi, çek fotoğrafımı” diyerek aynı “KRO”luğu ben de yaptım. Sadi‘nin motorunun cazibesine dayanamadım. Bu blog da böyle bitsin.

Pick Me! sponsorluğunda R1150 GS Adventure "keyfi". Bu cihaz Sadi'nin. Bir gün ben de böyle bir şey alacağım, gidişat bunu gösteriyor.
Pick Me! sponsorluğunda R1150 GS Adventure "keyfi". Bu cihaz Sadi'nin. Bir gün ben de böyle bir şey alacağım, gidişat bunu gösteriyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.