İstanbul’dan İzmir’e Scooter ile gidilir mi?

Bu soruya kocaman bir “evet” cevabıyla karşılık veriyorum.

26 Haziran Cuma sabahı rahatsız uyandım. Fiziksel olarak değil ancak kafamı boşaltmak için birşeyler yapmak istiyordum bir iki gündür ve bunun en iyi yolunun kimse tarafından rahatsız edilmeyeceğim uzun bir yolculuk olduğuna karar verdim. Macera bu şekilde başladı. İstanbul’dan Prag, İngiltere vb. uzak mesafeleri periyodik olarak Suzuki DL650 V-Strom’u ile kat eden Murat‘a, sabah sorduğum “uzun yol için ne tavsiye edersin” sorusuna verdiği cevaba istinaden ilk hazırlıklara başladım.

Öncelikle, Murat’ın soruma cevap olarak verdiği bu adreste bulunan Motosikletçiler için uzun yol öncesi Checklist’ini tamamladım. Ardından, motosikletin rüzgarlığının pozisyonunu değiştirdim ve gereksiz gördüğüm ağırlık yaratan şeyleri bagajdan çıkardım. İki kaskımın da vizörünü temizledikten sonra, saat 8 gibi uyudum. 12 buçukta uyanarak son kontrollerimi yaparak Balmumcu’dan yola çıktım.

İzlediğim rota, İstanbul – Eskihisar – Yalova – Bursa – Balıkesir – Manisa üzerinden İzmir, toplamda 480 kilometrelik tekerlek dönüşüne takabül ediyor. Yolculuğun İstanbul – Eskihisar arası otoban, Yalova – Bursa arası çift gidiş geliş şeritli yol, Bursa – Balıkesir arasında, yer yer refujsuz, ve bozuk satıhlı, Balıkesir – Manisa arasında uzun bir süre bozuk satıhlı, Manisa – İzmir arasında ise bol virajlı seyrediyor. Motosikletle yola çıktığım için yaşadığım en keyifli an, Eskihisar’da feribota yaklaşırken kilometrelerce uzanan arabaların yanından tortortor ederek ilerlemek, bilet alırken otomobil girişinden değil de, en sağda bulunan motosiklet girişinden, o da toplamda 8 lira ödeyerek geçmek, feribota binmek üzere uzun uzun kuyruk oluşturmuş yüzlerce otomobil, otobüs ve kamyon kitlesi arasından yine tortor ederek o an yolcu almakta olan feribota girmek oldu. Gerçekten, paha biçilemez bir keyif. Otobüs veya otomobille gidiyor olsam, motosikletle benim için toplamda 2 dakika bile sürmemiş olan bu süreç, 1 buçuk saate patlayabilirdi.

Küçük tekerlekli bir motosiklet olan Piaggio X9 Evolution ile aslında pek büyük bir sıkıntı yaşamadım. Hatta yaşadığım tek sıkıntının Balıkesir’den önce ve sonraki 70 kilometre boyunca kendini ciddi anlamda hissettiren soğuk olduğunu söyleyebilirim. Böylesi bir soğuğa, gidiş yolunda ihtimal vermediğimden, çantama attığım üç t-shirt pek bir etki göstermedi açıkçası. Ciddi anlamda üşüdüm. Hatta Manisa’ya doğru, saat 4 buçuk 5 gibi ciddi anlamda Güneş’in doğması için dua ettim. Neyse ki dualarım kabul oldu ve sabah 5 gibi güneş doğarak etrafı ısıtmaya başladı. Tam bu sırada, Cemo ismini verdiğim motosikletimle birlikte 3 bin kilometreyi aşmış olduğumu fark ettim.

Yolda dikkat edilmesi gereken hususun tamamiyle uyku durumu olduğu kanaatindeyim. Bir scooter ile ilk defa uzun yola çıktığım için, açıkçası Eskihisar’da büyük bir tereddüt içine girdim ancak, İzmir’de beni bekleyen 3 yaşındaki yeğenimi görmek için cesaretimi topladım. Birçok insan motosikletle uzun yol yapmanın delilik olduğunu söylüyor, bir çoğu da motosikletine güvenemiyor. Vespa ile dünya turu yapan insanların olduğunu bilmeden tabi.

Bence 250 CC’lik Piaggio X9 Evolution, uzun yol için -biçilmiş kaftan-. Bir kere çok rahat, gerçekten yormuyor. Rüzgar siperini en üst seviyeye ayarladıktan sonra, rüzgar da çok yemiyorsunuz. Benim uyguladığım yöntem, kilometreye bakmaksızın her 90 dakikada bir 15 dakikalık bir mola vermekti. üç saatte bir de benzin almak :) Ben biraz devirli kullandım açıkçası, bu yüzden hem gidişte hem dönüşte 60 lira benzin yaktım. Otobüsle gitmiş olsam, yine 120 liralık bir maliyet olacaktı.

İlk kilometrelerde özellikle Yalova – Bursa arasının nasıl geçtiğini gerçekten hatırlamıyorum, hatta dönüş yolunda “acaba yanlış yoldan mı gidiyorum” düşüncesine kapıldım. Derken köfte yediğim Gölbaşı köftecisini gördüm ve büyük bir oh çektim :) Yolun bazı kısımları, özellikle Balıkesir +- 70 kilometre (her iki yönde de) gerçekten oldukça bozuk. Kamyonların yarattığı asfalt deformasyonu kendini çok belli ediyor. Uzun yolda otomobil kullananlar da bilir, bu derin izler ne kullanırsanız kullanın direksiyon hakimiyetinizi bir şekilde etkiliyor. Böyle bir durumda yolu doğru görebilmek açısından, farınızın ayarının doğru olması gerekiyor ki, bunun için 20 dakika boyunca Piaggio X9’un ön grenajının nasıl söküleceğini anlamaya çalıştım. Neyse ki iki kayıp vidayla operasyon başarıyla tamamlandı :) Görüş iyi olduğu zaman, yol üzerindeki tüm girinti çıkıntıyı gece de olsa algılayabiliyorsunuz. İstanbul – İzmir yolu, büyük oranda virajsız olduğundan, çukurlara karşı önleminizi çok önceden alabiliyorsunuz. Zaten aslında, dediğim gibi çukurdan daha ziyade kamyonların bıraktıkları oluk şekilli izler tehlike yaratıyor ki, bunlar da tüm yolun %10’unu oluşturmuyordur. İzmir’e doğru gidişin, İzmir’den gelişe nazaran daha bozuk olduğunu söyleyebilirim. Haliyle, bozuk yolda düşük basınçlı lastikler hiç şaka yapmayacağından, hemen her durduğum noktada lastiklerimi su ile yıkamak suretiyle soğutarak basınçlarını kontrol ettim.

Şöförler şehir içinde motosikletlilere ne kadar anlayışsız davranıyorsa, uzun yolda bir o kadar saygılılar. Karşınızdan uzun hüzmeleriyle gelirken ufak bir selektör ile kısa hüzmelerini açıp, arkadan yaklaştığınızı görüp istemeden yol veriyorlar gibi fantastik bir şey olduğu gibi, kimisi arkanızdan selektör yapıp, yol verince selektöre devam edip “herhalde bir problem var” diyerek sağa çektiğinizde “Abi seni Eskihisar’dan beri görüyorum, hava çok soğuk üşümüşsündür, termosta çay vardı istersen sana da vereyim” yaklaşımı sergileyebiliyor. Bilenler bilir, çay gibi sıcak içkiler dilimi damağımı -gerçek anlamda- yakarak su toplattığından, pek yaklaşmıyorum ama, öylesi bir üşümek ki bir yabancının ahlaksız çay teklifine evet demek. Bu kadar diyeyim yani.

Soğuk kısmına gelince, dönüş yolunda İzmir’de fi tarihinde bırakmış olduğum bir kazak hayatımı kurtardı diyebilirim. Montun altına iki kat t-shirt, kazak ve rüzgarlık takılınca dönüş yolunda pek üşüdüğümü söyleyemem. Bununla birlikte, kullandığım kışlık eldivene de çok teşekkür ediyorum. Bacaklarımın uyuşmaması için, her 90 dakikada bir aldığım egzersizli molalara ek olarak, ayaklarımı olabildiğince hareket ettirdim ancak, ellerimin pek şansı yoktu açıkçası. İzmir’e vardığımda eldivenlerimi çıkarmakta oldukça zorlandığımı söyleyebilirim. 40 dakika evin hangi sokakta olduğunu hatırlamaya çalışmam da üstüne tuz biber oldu zaten.

Dönüş yoluna, Pazartesi sabah 10’da işte olmam gerektiğinden, Pazar gecesi saat 1’de çıktım. Üzerimde bir laneti olduğuna kanaat getirdiğim Balıkesir’e ulaştığımda birden bire kısa hüzmeli farım patladı. Piaggio X9’un çok büyük bir problemi var, hem ön grubun, hem arka grubun ampullerini değiştirmek için grupların etrafında bulunan grenajın tamamının sökülmesi gerekiyor neredeyse. Uzun hüzmenin ampulünü kısa hüzmeye takarak idareten bir çözüm yarattım ki, galiba herkesin aklına aynı fikir gelirdi. Bu küçük aksilikten sonra, yoldan canım sıkıldığı ve Bursa Mudanya’ya sabah 5 buçuk gibi geç bir vakitte vardığım için, hızlı feribotu denemek istedim. Ve fakat, feribot iskelesinde bir çizelge olmasını bırakın, konuşacak bir tane bile görevli yoktu. Bu yüzden, boşuna harcadığım 80 kilometre ile üzülerek Yalova istikametine doğru hareketlendim.

Bu aksiliklerden dolayı, gidişte altı saat 30 dakika gibi süren yol, dönüşte sekiz saate yaklaştı. Neyse ki sağ salim, problemsiz bir şekilde evime varabildim, horlayabildim.

10 comments

  1. Meriç says:

    Eğer yola çıkmadan önce uyumamış olsaydım muhtemelen yaşardım. Ancak 3-4 saatlik bir uyku ile otomobil kullanmaktan farksız oluyor motosiklet kullanmak. İstanbul – İzmir arasını uçak, otobüs ve otomobil gibi farklı şekillerde aldım. Ancak, otobüs motosiklet ve otomobil arasında en rahatının motosiklet olduğunu söyleyebilirim gerçekten. Hele ki otobüsten fersah fersah rahat ve zinde bir yolculuk geçirdim. Uykum da gerçekten gelmedi.

  2. Tebrik ederim, ben de izmirli bir X9 kullanıcısı olarak yazdıklarını çok iyi anladım. Senin kadar cesur olamasam da izmir çevresi 100 kmlik seyahatlarım oldu. X9 gerçekten keyifli. İzmir’e tekrar yolun düşerse görüşürüz umarım.

  3. Meriç says:

    Ailem İzmir’de olduğu için muhtemelen bu yolculukların devamı gelecek. Umarım görüşür ve bir Çeşme yolu yaparız :)

  4. masisus says:

    Güzel yolculuk olmuş. X8 ile uzun yolda başıma gelen en büyük talihsizlik buji kırılması idi. Arkadaşların yardımları ile hallettim o meseleyi.

    Meriç scooturk.net’e bu yazını post edebilir miyim? Üye isen sen eder misin ya da:)

  5. Meriç says:

    tesekkurler masisus. Scooturk.net’e uye degilim. Istersen post edebilirsin tabii ki. Sevinirim hatta

  6. mehmet says:

    abi bişe sorucam ben yamahanın servisinde çalıştım vespanın piaggionun ne kadar sağlam motor oldugunu bilirim bende bu motorlardan alıcam ve balıkesir edremitten antalya mersin adana tarafına seyhat edecegim ne kadar benzin harcıyor kilometrede kaç litre

  7. Meriç says:

    İzmir İstanbul arası 60 liraya gittim ben. 400 kilometreye yakın bir mesafe. Kilometrede ne kadar yaktı valla hiç hesaplamadım.

  8. hakan says:

    slm. siz istanbul dan izmir e gitmissiniz. ya ben :)). 2010 temmuz ayında amasya dan bir çıktım. çin malı ucuz ve küçük tekerlekli asya scooter imle 150 t lik scooter. zile çekerek üzerinden güneye nevşehir e indim oradan gülek boğazını geçtim. mersine indim hep sahilden taaa datça ya gittim.oradan dönüp kaş ilçesinin hemen kuzeyindeki torosları aştım.elmalıya oradan afyon sivrihisar polatlı ankara elmalı balışeyh çorum mecitözü veee amasya ya ulaştım. tüm bunlar 10 günlük izinde oldu.yola çıkarken buji değismistim birde arka tekere hareketi ileten kayışı değistim. yolda hiçbir bakımada sokmadım. maasallah ucuz çin malı skoter im bu sene yine çıkacam. saygılar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.