Tork canavarı Ducati Monster 620 Dark

Siz de bir gün benim gibi tork canavarı ve kıpraşmayı titreşmeyi seven bir makineye (Ducati Monster 620 Dark) sahip olmak isterseniz benim deneyimlerimi göz önünde bulundurabilirsiniz

Sabrın sonu selamet.
Canozor lakabını taktığım (Hatta isim soyismi var, Dük Canozoroğlu) motosikleti satın aldığımda, üzerinde fabrikadan çıktığı zamandan beri değiştirilmemiş (yani gevremiş, sertleşmiş) lastikleri vardı. Haliyle yol tutmayan bu lastikler, kalkışlarda büyük problem yaratıyordu. Birinci haftanın sonunda “stop etmesin, ama kaymasın da” diyerek kılı kırk yararak yaptığım kalkışlar nedeniyle toplamda 238 defa stop ettirdim kendisini. Yeni lastik terciğimi Michelin Pilot Road 2‘den yana kullandım. Sonuç mükkemmel, ortası orta-sert, yanakları yumuşak bir lastik olduğundan kısa sürede ısınıp tam performansı veriyor ve fakaaaat. Son günlerde fark ettiğim üzere  (motosikleti de tanıdığım için artık) kalkışlarda biraz daha cesur ve agresif olmamın da etkisi olabilir, bu cihaz yine de patinajlara geliyor! Hiç affetmiyor. Neyse ki çok dengeli, çabuk toparlıyor. Özellikle kalkış sırasında “gazı kapatmak” çok yanlış. Sabrın sonu selamet, 3 saniyede değil de 5 saniyede 100km/s hıza çıkın. Ölmezsiniz :)

Yüksek devir-düşük vites
Monster, gerçekten devir isteyen bir motosiklet. Motor 11,000 devire sahip, en güzel ivmelenmeyi 6-7 bin devirde sağlıyor. “Ekonomi yapıcam” diye düşük devir kullandığınızda, geçen gün başıma geldi mesela, Emir’le Bebek yokuşundan çıkarken motosiklet sert bir yamaçta stop etti. Oysa bir vites düşük girsen, pıtı pıtı çıkacaksın. Ayrıca, köprüden geçerken düşük vites şartını hatırlatmama gerek yok. Ekonomi yapıcam diye bir tam depoyu hep maks. 6 bin devirde kullandım, bir sonraki depoyu da yüksek devirde, sonuç olarak arada 20 kilometrelik bir fark oldu. (170 ve 190 km)

Artçılı kullanım
Daha önce Yamaha DT125, Honda Twister, DL-650 Vstrom, Varedero gibi modellerle artçı taşıdım. Piaggio X9 250 ile bildiğin gezilere katıldım artçı ile, ancak Monster 620, galiba biraz da artçının “rahatsız” oturuşu ve yere olan yakınlığı nedeniyle arkada kimsenin olmadığı izlenimi bırakıyor kullanırken. Gerçi şimdiye kadar iki artçı aldım, bunların en ağırı olsa olsa 60 kilodur. Deniz Oktar‘ı artçı yapana kadar tam performansı söyleyemeyeceğim. (Sarıyer’den Kanyon’a ne yormuştun ulan beni). Artçı ile giderken en iyi oturuş pozisyonu, artçının bacaklarıyla sizi belinizden sıkı sıkıya sarması, sol elini göğüs hizanızda tutarken, sağ elini de selenin hemen altındaki demire yöneltip kendini germesi. Sizin için en iyi oturuş pozisyonu da artçılı veya artçısız olarak, depoyu bacaklarınızla olabildiğince sıkmak. Böylece kollarınıza çok yük binmiyor. Bizzat kendi motorumun ilk artçısı ben oldum, yeminle çok korkutucu ve rahatsız bir deneyimdi. Lütfen artçınızla hız yapmaın. 90’la gitmek, 190’la hiç varmamaktan iyidir.

Meyilli arazi
Monster’ın en büyük problemi meyilli arazi bana göre. Tek başına sürüşlerde en pratik yöntemin 3 bin devir gaz verirken debriyajı yavaşça bırakırken arka freni tutmak olduğuna kanaat getirdim. Gazı biraz daha açınca ilk kavrama ardından freni bıraktığımda arka teker sorgusuz sualsiz kayıyor. 3 bin devir ideali bu işin. 70 kiloyum. :P Daha ağır arkadaşlar için durum farklı olabilir tabii. Bugün mesela, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nün önündeki yokuştan sağa dönüp biraz gaz vermemle kıç yine attı. Yepyeni lastik, sıcak ama dinlemiyor haylaz.

Egzoz borusundaki çizik
Daha motoru aldığım üçüncü gün, sen X9’un manevra kabiliyetini Monster’dan beklersen ne olur biliyor musun? Garajdan çıkarken kendini birden bire kaldırıma sürtünmüş şekilde bulursun. Gitti güzelim sağ egzosun karizması. Manevra kabiliyeti çok çok düşük, hele ki küçük makineden geçiyorsanız, gidonun turu çok çok az. İki şeritli bir yolda U dönüşü yapmak için kaldırımlara olabildiğince yaklaşmak gerekebiliyor. Bir de, motosikletin alt egzoz çıkışı yere çok yakın, iki kişi olarak herhangi bir kaldırım rampasına çıkmak demek, altın yere çarpması demek. Öyle kaldırımlardan inip enduroculuk oynamayın sakın. Çarparsınız. Hayır ben çarptım, egzosu çizdim duvara dokunup, oradan biliyorum.

Rolanti sırasında çıkan şıngırtı ve diğer sesler
Bunun varsayılanında o şıngırtı yok abi, meğer egzos borularından birinin üzerinde bulunan dana gibi alyanla sıkılabilen vidalardan biri gevşemiş. E o kadar titretsen beni ben de gevşerim en nihayetinde, sıkınca geçiyor. Bir de çukurlardan geçerken gelen bir şıngırtı var. Böyle çık çıkırılıt gibi bir ses. Zincirden abi o. Alışıyorsun zamanla. Motorun tork canavarı olduğu halde stok egzozlar ne yazık ki beklenen sesi veremiyor. Güzel gürültülü bir ses için modifiye beyin, hava filtresi ve Termignoni seni bekliyor. 63 beygir 75 beygire çıkıyor. Fiyatı da 1500 Euro civarında. Spormoto seni bekler.

Son olarak: RÜZGAR
Ya öne bir siper taktıracaksın (300 euro) ya da benim yaptığımı yapıp adam gibi bir kask, adam gibi bir mont alacaksın. 200’ü fazla zorlama, rüzgardan elini debriyaja atamıyorsun, vitesi düşüremiyorsun, depodan hafif doğrulamıyorsun bile. Yok ben yapmadım, yapan arkadaş söyledi.

2 comments

  1. Meriç says:

    Motosikletin devri yüksek olduğunda, momentumun da etkisiyle, motor daha dengeli ilerliyor. Bunu şöyle test edebilirsin, durduğun yerde vites boştayken önce rolantide dengede durmaya çalış (ayaklarını yerden keserek) bir de motora biraz gaz verirken dene aynı şeyi, gaz verirken daha rahat denge tutturduğunu fark edeceksin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.