Ufak bir yerdi, çıktığımda herkes arkadaşım olmasa da, tanırdım. Oralarda sürdüğümde illa ki birileriyle selamlaşırdım.
Hair’i ilk orada izlemiştim, oranın sokaklarında plakla arabacılık oynamıştım, iki teker üzerinde durmaya da orada başlamıştım. Oradaki sokaklarda pedal çevirerek ilk yarışımda üçüncü olmuştum, oradaki sokaklarda pedal çevirerek bir kariyer yapabilirdim, oradaki bir okulda kulaklarım çekildi, oradaki bir okulun müdürü çok iyi bir yarışçı olabilecekken “ders çalış, beni millete rezil edeceksin” dedi…
Oradaki öğretmenler hayatımı kontrol etmeye çalıştı, oradaki öğretmenler beni aşağıladı, oradaki öğretmenler yüzünden, şimdi öğretmen olan kimseyle ilişkimi “merhaba merhaba”dan öteye tutmuyorum; hatta ne yalan söyleyeyim, geçtiğimiz yıl flört etmeye yazdığım bir kızın, öğretmen olduğunu öğrenmemle kıçıma vura vura topuklarımı uzaklaşmam bir olmuştu…
Ama ufak bir yerdi, herkes tanırdı beni, sevmeseler de “naber lan” derlerdi.
Bir sahil şeridi vardı, kış ya da yaz fark etmez, herkes sahilde dolaşırdı. Ben tek başıma gidon tutardım, herkesle selamlaşırdım. Uzun sürmeyen bir yolculuk sonrasında o ufak yerin, yine ufak yazlık kasabasına giderdim, orada küçücük bir şeritte, 18 yaşına gelmemiş oğlanlar babalarının arabalarıyla kızlara hava yapardı, ben direksiyon tutardım, onlara da selam verirdim. Bazen kirvemin oğluyla şehirden kaçarak, kenar mahallelere tırmanırdık. Kenar mahalle dediğime bakmayın, deniz seviyesinden 800 metre yükseğe çıkardık, yokuş aşağı hızlıca inmek için… Bi bilseler bizimkiler, kesin dayağı yerdik, ama yine de giderdik.
Geceleri yine, o ufak yerdeki gibi çıkıyorum, kafamda kask olduğundan mı, bilmiyorum, kimse beni tanımıyor. Birilerine selam vermek istiyorum, ama kimse sahilde dolaşmıyor.
O ufak yer gibi gelmiyor. Gidon da, sahil de, ben de.
Orayı özlüyor muyum, yoksa o zamanlarki dünyadan habersiz, insanlardan habersiz, herkese selam verebilen, herkesi sevebilen, kimseden karşılık beklemeyen beni mi özlüyorum, her şeyin güzel olacağına dair bir umudu olan salağı mı özlüyorum, gerçekten bilmiyorum.
Büyükmek bu.. İnsan büyüdükçe çok şeyi kaybediyor. Biz küçükken büyük olanlar, yaşlanınca daha çoğunu.. Bizden küçükler zaten bazı şeyleri kaybetmiş başlıyor. Büyümemeli bu yüzden..
çok güzel yaşmış duygularını çok açık ve net dile getirmişsin. yüzyüze olduğu zaman demek çok zor olabilir ama buraya rahatlıkla yazabilirim; bu samimiyetin ve içtenliğin seni çok özel kılıyor. İyi ki varsın.