Bugün durup dururken aklıma geldi uyanır uyanmaz. Hatırlayan var mı bilmem. 80’lerde gazeteler böyle çıkartmalar verirlerdi, okulda falan her elektrik düğmesinin üzerinde görürdüm. “Ne yazıyor ki acaba” diye sorardım kendime hep.
Çok garip. Nerden aklıma geldi yahu bu?
Her neyse. Bunu evirip şunu yaptım ben de.
Internet Explorer 7
I’ve got only one reason to hate IE7.
It is not compatible with the sites which looks perfect with IE6. Such as merickara.net
I cannot understand how a software can’t do well as its earlier versions.
Congrats. Microsoft. Well done.
La Vie En Rose
Arkadaş arşivde yıllardır yatan bunca şey birden winamp’ın shuffle kerameti şeklinde nasıl kroşeyi indirip şaşkaloz ediyor adamı.
HAYRET!
La Vie En Rose aslen bir Edith Piaf eseri, Tony Bennet‘in 2004 tarihli A Wonderful World isimli albümünde yeniden yorumlanmış. En son Jeux d’Enfants‘ta yamultmuştu bünyemi. Üç yıl sonra yeniden kendime gelmemi sağladı.
Güzel.
Viaticum!
İki haftadır süren lakin hala hakkını vermediğimi düşündüğüm vize dönemi yarın saat 11.45 itibari ile bitiyor.
Şu anda ise ekonometri adı verilen karın ağrısıyla cebelleşmekteyim sayın jazzirti.
Müzik olmadan olmazdı sanırım, tüm geceyi geçirmek, sabahına dinç kalmak. Bir de üstüne okula gidip sınava girdikten sonra eve geri dönüş yolunu bulabilmek, üç-dört saat -o da olursa- uyuyup tekrardan kağıtların arasında kaybolmak.
Şu anki ruh halimi Tide of Trepidation‘dan başkası asla tanımlayamazdı. Çok yansıtmak istemediğim -çünkü tanıyan edenler zaten yeteri kadar biliyorlar, daha fazla kişinin bilmesinin alemi yok- ama içten içe beni ısıtan muhteremin bugün doğum günü, babasının geçen sene yaptığı gibi “ruhum bugün senin doğum günün, hadi, yeniden doğdun, gel yanımıza” demek geldi içimden telefonu açtığında, sadece “happy birthday” şarkısını söyleyebildim…
Dün gece yine EST dinlerken, onu arayıp konuşmak istedim yasaklanmamış olsam, arayacaktım. neyse.
Bir yandan rapidshare’e yükleniyor Tide of Trepidation. kendisi Esbjörn Svensson Trio (kısaca EST dediğimiz. bir yandan da iki gündür bu kısaltmanın başka bir kısaltmaya -ESB- ye doğru uzandığını düşünüp duruyorum. içimde kalmasın söyleyeyim)’nun -bu parantez içlerini uzattıkça uzatma huyumdan vazgeçmeliyim- Viaticum isimli albümünün giriş parçası. Albüm de enfes açıkçası. Girişinden belli. İsveçlileri sevmemek elde değil.
Esbjörn amcamlar geçen sene İstanbul’a geldiklerinde bihaber miydim, salak mıydım yoksa gidecek param mı yoktu hatırlamıyorum.
dinledikçe kafamı duvarlara vuruyorum.
Ernesto Acher
Ernesto Acher(Spanish website) was born in Argentina (1939), a funky guy who is an orchestral conductor, composer and blah blah blah.
Anyway, the day before i had a chance to hear one of his “funky” works. So i decided to share it with everyone.
Here it goes. the “Pequeña Música Hebrea (Eine Kleine Nagila Musik)” from the album “Juegos” (released in ’87)
Allmusic link, and another Allmusic link.
Bıdı Bıdılar
Pepsi
“If you want to be sexy you must drink Pepsi” i said to myself, then added. “oy yes i must, i have to figure it out…”
It’s kinda beautiful day. and i’m only happy when it rains.
IKEA
The day before, when i arrived at home, i saw an IKEA catalog hanging on my door, pulled it then placed it on my desk, nevermind.
“Send your favorite product and win!”
-Choose your favorite IKEA product from our catalog then send an SMS providing your secret code, name, surname and your open adress and win a 5000try cheque
“wow” i said to myself, “what a strategical marketing unit you have”
Get all the information you need to reach the right consumer, nail the information you take down by saying “Every phone number/Name can apply only for once”, and find out which is your favorite product by requesting “the product i like”.
I am really influenced… wow…
Web
Şu günlerde biraz kaderin cilvesi biraz da şansımın yardımı ile yavaş yavaş ilerde yapmak istediğim şeylerle ilgili gelişmeler vuku buluyor. Bu gelişmeler sayesinde yeni yeni şeyler öğreniyorum kendi açımdan.
Misal olarak büyük firmalar üyelerin içerik oluşturacağı web sitelerine sıcak bakarken üyeler tarafından aktivitelerle yürüyecek sosyalleşmeden tırsım tırsım tırsıyorlar. Nedenleri ise genelde “üyelerden birinin sapık çıkıp bir başka üyenin dalağını ciğerini doğraması” gibi her zaman var olan bir risk üzerine geliştirilen senaryolar.
Hakikaten, gerçekten böyle şeyler olageliyor mu, oluyorsa yani birileri internetten tanıştığı insanları kesip biçiyorsa neden bu benim başıma gelmedi diye sorasım geliyor.
10 küsür yaşını doldurmuş bir on-line kimlik (burada hakikaten Türkçe terim olan “çevrimiçi”ni kullanmak istedim ama ne komik duruyor hay Allah’ım) sahibi olan benim başıma gelmemesinin sebebi ne olabilir diye merak ediyorum.
Varsa bu tarz bir şey yaşamış olan ya şimdi yorum olarak yazsın, ya da hayatının sonuna kadar sussun (ne diyorsam artık)
So long…
![]()
zalambodont.org‘da kullanmış olduğum zırzop zalambodont avatarını hatırlayanlar olacaktır. İşte şu görmüş olduğunuz da Meriç Kara avatarıdır.
evet.