O değil de

Şöyle düşündüğüm zaman dünyadaki en ballı adamlardan (hadi şanslı diyelim) biri olduğumu fark ediyorum.
3 takla atmış arabadan (arabanın rally modifikasyonlu olduğu durumları geçin, onları saymadık) hiç yara almadan (tamam cama elimi sokup kesmiş olabilirim, onu geçin) çıkabilmiş, ayrıca zilyor kere yaşadığı bisiklet kazalarından (motosikletleri geçin onları da saymadık) (bu kazalara daha 6 yaşındayken yaşadığım araba çarpmasını da ekleyeyim) (ha bir de motosiklete ayağımı kaptırdığım var) neyse.

Ya gasp edilirken elemanların çantamda bulunan laptopu esgeçmeleri?

pehey.

ulan hakkaten ballı adamım.

sakız çiğnerken dişimi kırmış olmam gerçeği (hem de aynı dişi iki kere) değiştirmiyor.

ah.

ağrıyor be.

neyse.

Tasarmak ya da tasarmamak.

Yine sıkkın halime dönüş yaptım aferin bana.
Girerken “ben bunu bunu yapabiliyorum, ama kendimi bu konuda hiç başarılı görmüyorum, yani ben bunu yapmak istemiyorum” dediğim halde geçirdiğim bunca zamana geri dönüp bir bakıyorum ve bana bunu yaptırmaktan başka bir şey ile meşgul olmamışsınız.
Hayır işte, başarılı bulmuyorum kendimi, geliştirmek de istemiyorum. Kişisel merağımı bu derece sömüremezsiniz ya. e-davetiye, flash banner, website dışında başka iş yaptırmadınız, ben bunları yapmak istemiyorum, tatmin etmiyor yaptıklarım beni, neden anlamıyorsunuz.
Bu hafta başka iş almadan şimdiye kadar verdiklerinizi bitirip gidiyorum ben.
İstemiyorum çünkü.
İS TE Mİ YO RUM.

Sweet Home Chicago!

C’mon baby don’t you wanna go?

Şu ana kadar bu mantıkla yazılmış kim bilir kaç şarkı var, “haydi bebek, takıl bana yaşa hayatı” formunda, hani “özgüvenini yiyim senin” dedirten cinsten. Kim bilir daha kaç tane daha yazılacak.
Nedense bunu sabah akşam dinler hale geldim son üç günde. Huzuru kalmamış bir evden “Sweet Home” tümcesinin yükselmesi esasında tezatın dik alası iken omuzları bir aşağı bir yukarı salınıma uğratıp dans etmek :)

Belki de huzur için içimde hala bir umut olduğundan…

Back to the that same old place… SWEET HOME CHICAGO !

Phew!

Uzun süren bir final-bütünleme dönemiydi efendim. Öncelikle finallerden “hepsinden kaldım ağğbi” dediğim derslerin 6sından birden geçmek gibi bir çılgınlık yaşadım.

Gerçi kaşınmadan olmadı, geçtiğim derslerden de büte girerek “ortalama yükseltim” yaşadım.
Eğlenceliymiş öğrencilik be. Sonuna gelince biraz da hakkını vereyim mantığıyla tutuşuyor insan. Ders çalışmak falan bunları özleyeceğim sanıırm. Son anda gecenin 4’ünde “kalıcam garanti, ski tuttum kesin” düşünceleri arasında regresyon tablolarına falan bakmak. Hesaplanan değerin %95 güven aralığında ketçaba bulanışını falan izlemek.

Eğlendim.

Sevgililer gününüz kutlu olsun canlarım.

Evet.

Muktisat

İnsan gereksinmelerini karşılayann kaynaklar sınırsız olsaydı muktisat biliminin ortaya çıkması olanak dahilinde olmazdı, bilirsiniz ki insan ihtiyaçları sınırsız ama manavda satılan domates, biber ve de patlıcan sayısı gayet sınırlı…

Read more

Aman Allah’ım YTÜ’de Kenny’ye soruşturma açılmış

Geçtiğimiz aylarda İsdandun Üniversitesi ile “hangimiz daha çok soruşturma açabileceğiz bakalım, hodri meydan” diyen Yaldızlı Teknik Üniversite yarışmayı burun farkı ile kaybederken anlaşılan o ki önümüzdeki haftalarda açık ara fark atmaya hazırlanıyor. Read more