“Ebeni sikeyim” küfüründen “seni doğurtanla cinsel ilişkiye gireyim” anlamını çıkaranlardan değilseniz, “ebem ölmüş” dediğimde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Niğde Ulukışla’lıdır benim ebem. Bildiğin, sert çekirdek Anadolu Kadını. 99 yaşına kadar ayakta kalabilmiş, savaşı görmüş, “Yeşil gözlüydü vallahaaa” diyen, o gözündeki katarakt olmasa, senden benden sağlıklı Cennet karı. Konya Ereğli’de teyzemin üst katından gelen patırtıyla gitmiş. Öğlen kebap yemiş. Düşünsenize, 99 yaşında, kebap yiyebilecek kadar sağlıklı bir kadındı ebem.
Hayatımda duyduğum en bomba küfürleri ondan duyduğum için, hiç öyle üzülesim gelmiyor. Aklıma gelince duygulanmıyorum, kahkahalarla gülüyorum yahu. Hani “Sürahi Hanım” karakteri vardı ya, Yasemin Yalçın’dan hiç hazzetmem ama oradaki aksi ihtiyar tasfiri, 50 kilo eksiğiyle benim ebemdi resmen. Hani ufak bir sempatim varsa Yasemin Yalçın’a, o da ebemin kredisidir, ötesi değil.
Bende biraz agresiflik var, böyle arada şartel atıyor çıldırıyorum, bilen biliyor. Ebemden kalan bir özellik olsa gerek. Kadın bi sinirlenirdi, açardı ağzını yumardı gözünü ama ne yummak. “Dan demeden dagıladı da avradını siktiğimin davşanı” mı dersin, “Bettigin itinin önü dölleri sizii” mi dersin yazdığımda anlaşılması mümkün olmayan bir sürü küfür ve yine ne anlama geldiğini anlamak için şifre çözücü gereken ninnileri.
Dak digi daak digi digi dak. Dak digi dak dak digi digi daaaak
Adana’ya gide gele götüm çıktı gide gele çuçu papa çuçu papa çuçu papa
Bu ilkinden hiçbir şey anlamazdım ama ikincisi, galiba ikinci eşi olan dedem’den esinlenilerek yazılmış bir şey. Rahmetli Mevlüt dedem, iki çocuklu Cennet karıyı aldığında Ulukışla tren istasyonunda memurmuş. Herhalde bu adanaya gide gele götü çıkan şey, Ulukışla’nın dağlarında canı yanan tren lokomotifi falandı. Aslında, dak digi dak’ın da trenin raylar üzerinde giderken çıkardığı ses olması muhtemel ama. Bilemedim.
Bu Cennet karı, ya da bizim ağzımızla “Cinnet Karı” ben 9-10 yaşımdayken, iki parmağını ağzımdan içeri sokar, tek eliyle havaya kaldırırdı (parmaklar böyle damağa yerleştirilir, üst çene den tutulmak suretiyle havaya kaldırılır) “Ensen kuvvetli olsun, boyunu deviremesinler, hastalık kapmayasın” diye yapardı bunu. Modern tıbbın bir yanıtı var mıdır bilmem ama, dana gibi sağlıklıyım. Hastane olayına da ya diş servisine, ya da gözlük yenilemek için gidiyorum. (Kulak zarını patlatma, kemik kırma gibi ekstrem olayları geçiniz, onları saymadık).
Konya Ereğli’de, 500 Evler Kooperatifinde bir evimiz vardı, iki yaz önce sattık. O evde çocukluğumun en komik anılarını yaşarken Cennet karı da oradaydı. Sadece birisini anlatarak durumun ne şekil olduğunu belirteyim. Efendim bu hanım Cennet, pratisyen doktora gitmiş öksürüyorum diye. Pratisyen hekim de yaşlı teyze senin neyin var, neyin yok diye ilgilenmiş. Eve geri döndüğünde “Doktor beni beğendi, benlen evlenmek ister gaaayzzz” diye anneme söylenip yatır! Anam tutar “Gayz nööryon iki koca yetmedi mi gaayz” diye yanıt verir ama ebem anında parlayarak “Sen beni gızkanıyon gayyz! gızkanma” diye çığırır kavga kıyamet kopar.
O doktor, Hulusi bey, şu an benim küçük teyzemin kızı Elif ile evli :)
Okulu 7 yılda bitirdim ben. En son gördüğümde “Mektep bitmedi mi hee?” diye sormuştu. Bitmedi diyince de, “Ne bitmez çilen varmış oğlum senin, ne zaman evlencen bana bak? var mı şırfıntın” diye ekleyince, “Yok” dediğimde “Bana bak oğlan mısın sen? Fadimenin kuru Okan’ı bile evlenmiş sen niye yatır durursun” demişti. Gülmüştük.
Hep gülmüştük be.
Ah be Cennet karı.100’ü görürsün diye düşünüyordum ama 99’da tıkladın. Mekanın da adın gibi Cennet olsun, şimdi git bakalım orada iki kocayın başına cinnet ör hee?