Category: Blog

Buckle up your seatbelt Microsoft, cause Windows is goin’ bye-bye! =)

Ive got you under my skin
Ive got you on my lap
So sweet and hot, that it hurts some but fuck it…
Ive got you on my lap

Ive tried so hard to have you
Ive said to myself this affair never will end in tears
But why did I try to resist, when apple will have a discount on you
That Ive got you on my lap now

Id sacrifice anything come what might
For the sake of having you in my hands
In spite of a warning voice that comes in the night
And repeats, repeats in my ear

Dont you know you genius, you always rocked, and rock now
Use your processor, beam me up macbook pro
But each time you do, just the design of you
Makes me stop before I begin
cause Ive got you on my lap.

(ps. i’ve got an Apple MacBook Pro Core2Duo 2.16 15.1″2 gb ram.. eheh)

The Young and The Restless

26 Mart 1973 günü CBS tarafından yayınlanmaya başlandığında “Para kazanılacak bir şey”den öte olmayan bir diziydi. Günümüzde ise “Allah’ım ne zaman bitecek bu işkence” ye döndü.

Sony Entertainment tarafından hakları ve karları elde tutulan herhalde dünya üzerinde bir daha çekilemeyecek kadar uzun soluklu tek dizi kendisi.

Anlamaya çalışıyorum, ama aklım fikrim almıyor. Catherene hala yaşıyor yahu, Niki falan. Hiçbir yere gitmiyor dizi, adamların hayatı olmuş resmen, adamlar 34 yıldır diziyi “bir şekilde” çekmeye devam ediyorlar, siz burada oturmuş “lost”tu “heroes”du falan konuşuyorsunuz.

Arkadaşlar, ALLAH AŞKINA geçin bunları. Ortada Young and the Restless diye bir olay var.

Şu işin sırrını çözün önce, 4 müş 17 miş falan fasa fiso. 34 yıl ulan.

Caddebostan

Oldukça zorlu geçen bir sınav haftasının ardından güneşin altında uyuklamak gerçekten iyi geldi… Sınırı aşmış gibi hissediyorum, ilk defa bu kadar yorgunum, yatağa atlasam daha bir gün çıkmam belki, ama birşeyler uyanık kalmam için uyarıyor, sanki bir fırsat gelecekmiş de uyuduğum için kaçıracakmışım, sanki sanki fanki.

Çarşamba günü girdiğim kişisel nostalji sekansımdan da henüz çıkmış değilim. Metallica dinliyorum kaç yıl sonra ve yine “metallica en baba gruptur” a benzer cümleler kuruyorum, bir yandan tower of power dinliyorum.
Enteresan bir kişilik olduğum dün çim üstünde güneşe doğru yatarken de fark edildi. Sözlere vurulmasa da bakışlardan ve hareketlerden anlaşıldı. Renk verilmedi.

İki gün önce tasavvuf müziği dinler ve Kur’an okurken bu sabah devil’s dance ile uyanan bir bünyenin zaten “enteresan” dan daha öte bir kelime ile tanımlanabileceğinden şüpheliyim zaten.

Karnım aç. yine hamburger yiyesim var.

Doin’ it the east bay way!

O değil de

Şöyle düşündüğüm zaman dünyadaki en ballı adamlardan (hadi şanslı diyelim) biri olduğumu fark ediyorum.
3 takla atmış arabadan (arabanın rally modifikasyonlu olduğu durumları geçin, onları saymadık) hiç yara almadan (tamam cama elimi sokup kesmiş olabilirim, onu geçin) çıkabilmiş, ayrıca zilyor kere yaşadığı bisiklet kazalarından (motosikletleri geçin onları da saymadık) (bu kazalara daha 6 yaşındayken yaşadığım araba çarpmasını da ekleyeyim) (ha bir de motosiklete ayağımı kaptırdığım var) neyse.

Ya gasp edilirken elemanların çantamda bulunan laptopu esgeçmeleri?

pehey.

ulan hakkaten ballı adamım.

sakız çiğnerken dişimi kırmış olmam gerçeği (hem de aynı dişi iki kere) değiştirmiyor.

ah.

ağrıyor be.

neyse.

Tasarmak ya da tasarmamak.

Yine sıkkın halime dönüş yaptım aferin bana.
Girerken “ben bunu bunu yapabiliyorum, ama kendimi bu konuda hiç başarılı görmüyorum, yani ben bunu yapmak istemiyorum” dediğim halde geçirdiğim bunca zamana geri dönüp bir bakıyorum ve bana bunu yaptırmaktan başka bir şey ile meşgul olmamışsınız.
Hayır işte, başarılı bulmuyorum kendimi, geliştirmek de istemiyorum. Kişisel merağımı bu derece sömüremezsiniz ya. e-davetiye, flash banner, website dışında başka iş yaptırmadınız, ben bunları yapmak istemiyorum, tatmin etmiyor yaptıklarım beni, neden anlamıyorsunuz.
Bu hafta başka iş almadan şimdiye kadar verdiklerinizi bitirip gidiyorum ben.
İstemiyorum çünkü.
İS TE Mİ YO RUM.

Phew!

Uzun süren bir final-bütünleme dönemiydi efendim. Öncelikle finallerden “hepsinden kaldım ağğbi” dediğim derslerin 6sından birden geçmek gibi bir çılgınlık yaşadım.

Gerçi kaşınmadan olmadı, geçtiğim derslerden de büte girerek “ortalama yükseltim” yaşadım.
Eğlenceliymiş öğrencilik be. Sonuna gelince biraz da hakkını vereyim mantığıyla tutuşuyor insan. Ders çalışmak falan bunları özleyeceğim sanıırm. Son anda gecenin 4’ünde “kalıcam garanti, ski tuttum kesin” düşünceleri arasında regresyon tablolarına falan bakmak. Hesaplanan değerin %95 güven aralığında ketçaba bulanışını falan izlemek.

Eğlendim.

Sevgililer gününüz kutlu olsun canlarım.

Evet.

Muktisat

İnsan gereksinmelerini karşılayann kaynaklar sınırsız olsaydı muktisat biliminin ortaya çıkması olanak dahilinde olmazdı, bilirsiniz ki insan ihtiyaçları sınırsız ama manavda satılan domates, biber ve de patlıcan sayısı gayet sınırlı…

Read more