ntvmsnbc’nin bir teknoloji editörüne ihtiyacı olduğu bana ilk söylendiğinde “anam!” demiştim, o sıralar aklımda Silikon Vadisi vardı oysa, hatta ilk görüşmeler başarıyla geçilmiş, ikinci görüşmenin sonucu bekleniyordu. O zamanki patronum Serdar Kuzuloğlu, performansımın düşük olmasından aklımda birkaç tilki döndüğünü sezmişti belki, “bak bu böyle yürümüyor” demeye başlamıştı bile. O sıralar bir yandan Yahoyt‘a haber girerken Elif ile birlikte, bir yandan Burak‘la Kafa Kafaya‘yı yapıyorduk. Bir yandan da, lise sondan beri peşimi bir türlü bırakmayan HTML+CSS+FLASH işleriyle uğraşıyordum, özellikle kaybolduk.biz vaktimizi alıyordu.
Category: Blog
iPhone uygulaması zengin eder mi?

Hazır WWDC yaklaşırken, bir süredir kafamda dört dönen bir sorguyu veritabanında döndürmek istiyorum, defalarca kez aklıma gelen, “ha gayret” diyerek yutkunmama neden olan bir sorgu:
iPhone uygulaması yazsam, tutsa, zengin olur muyum?
Hayatın tadı
Küçükken 250 ml veya 330 ml. şişelerde Coca Cola satılırdı böyle komik lokalller, bakkallar ve restoranlarda kolaylıkla bulunurdu, kırmızı kasalarda taşınırdı. Şimdiki 250 ml’liklerden bahsetmiyorum, böyle ince uzun, depozitolu, kullanılmaktan ve taşınmaktan dolayı boğumlarının etrafı aşınmış, beyaz bir renk almış şişeler. Bunlar galiba iade edildikten sonra defalarca o üretim bandından geçtikleri için, birbirlerine çarpa çarpa aşınırlardı.
İstikrar Marşı!
Ben ezelden beridir hür gezindim, hür gezinirim.
Hangi çılgın bağlantımı engelleyecekmiş? Şaşarım
Kükremiş sel gibiyim, DNS’i çiğner, aşarım;
Yırtarım ağları, firewalllara sığmam, taşarım.
DNS’i engelleyerek sansürlemişse yanlış karar
Benim, akıl dolu kafam gibi serhaddim var
Saçmalasın, korkma! Nasıl böyle bir imkanı boğar
Örümceği kısıtlayabileceğini sanan bürokratlar.
Türk Şiiri’nde Adile Naşit’in yeri?
Böylesi bir kadın hakkında hiç şiir yazılmadığını biliyor muydunuz? Benim hiç aklıma bile gelmemişti aslında. Ancak iş arkadaşımın dürtmesiyle sırf bu eksikliği gidermek amacıyla Adile Naşit için bir şiir yazılmış olduğunu öğrenmiş bulunuyorum.
İnsanların eksiklikleri tespit edip bunları gidermek için canla başla çalıştığı bir ülkede yaşarken, sansürlenmemize bu kadar sessiz kaşışımıza anlam veremiyorum. Read more
Kendime not:
Salak olma, karpuz kabuğu denize düşene kadar, popolar denizle ıslanana kadar sadece t-shirt ve mont ile motora binme. Sonra şimdiki gibi ıslak bir burunla yataktan çıkamaz hale geliyorsun. Salaklık et-me! (Hastaneye götürün beni çok fenayım)
Donla Taran
Hayır, kesinlikle Ali Taran ile alaka kurmayacağım. Bu blogun içeriği her gün en ücra köşemize giydiğimiz donlar ve taşıdıkları anlamlar üzerine. Read more
Dak digi dak
“Ebeni sikeyim” küfüründen “seni doğurtanla cinsel ilişkiye gireyim” anlamını çıkaranlardan değilseniz, “ebem ölmüş” dediğimde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Niğde Ulukışla’lıdır benim ebem. Bildiğin, sert çekirdek Anadolu Kadını. 99 yaşına kadar ayakta kalabilmiş, savaşı görmüş, “Yeşil gözlüydü vallahaaa” diyen, o gözündeki katarakt olmasa, senden benden sağlıklı Cennet karı. Konya Ereğli’de teyzemin üst katından gelen patırtıyla gitmiş. Öğlen kebap yemiş. Düşünsenize, 99 yaşında, kebap yiyebilecek kadar sağlıklı bir kadındı ebem.
Hayatımda duyduğum en bomba küfürleri ondan duyduğum için, hiç öyle üzülesim gelmiyor. Aklıma gelince duygulanmıyorum, kahkahalarla gülüyorum yahu. Hani “Sürahi Hanım” karakteri vardı ya, Yasemin Yalçın’dan hiç hazzetmem ama oradaki aksi ihtiyar tasfiri, 50 kilo eksiğiyle benim ebemdi resmen. Hani ufak bir sempatim varsa Yasemin Yalçın’a, o da ebemin kredisidir, ötesi değil.
Bende biraz agresiflik var, böyle arada şartel atıyor çıldırıyorum, bilen biliyor. Ebemden kalan bir özellik olsa gerek. Kadın bi sinirlenirdi, açardı ağzını yumardı gözünü ama ne yummak. “Dan demeden dagıladı da avradını siktiğimin davşanı” mı dersin, “Bettigin itinin önü dölleri sizii” mi dersin yazdığımda anlaşılması mümkün olmayan bir sürü küfür ve yine ne anlama geldiğini anlamak için şifre çözücü gereken ninnileri.
Dak digi daak digi digi dak. Dak digi dak dak digi digi daaaak
Adana’ya gide gele götüm çıktı gide gele çuçu papa çuçu papa çuçu papa
Bu ilkinden hiçbir şey anlamazdım ama ikincisi, galiba ikinci eşi olan dedem’den esinlenilerek yazılmış bir şey. Rahmetli Mevlüt dedem, iki çocuklu Cennet karıyı aldığında Ulukışla tren istasyonunda memurmuş. Herhalde bu adanaya gide gele götü çıkan şey, Ulukışla’nın dağlarında canı yanan tren lokomotifi falandı. Aslında, dak digi dak’ın da trenin raylar üzerinde giderken çıkardığı ses olması muhtemel ama. Bilemedim.
Bu Cennet karı, ya da bizim ağzımızla “Cinnet Karı” ben 9-10 yaşımdayken, iki parmağını ağzımdan içeri sokar, tek eliyle havaya kaldırırdı (parmaklar böyle damağa yerleştirilir, üst çene den tutulmak suretiyle havaya kaldırılır) “Ensen kuvvetli olsun, boyunu deviremesinler, hastalık kapmayasın” diye yapardı bunu. Modern tıbbın bir yanıtı var mıdır bilmem ama, dana gibi sağlıklıyım. Hastane olayına da ya diş servisine, ya da gözlük yenilemek için gidiyorum. (Kulak zarını patlatma, kemik kırma gibi ekstrem olayları geçiniz, onları saymadık).
Konya Ereğli’de, 500 Evler Kooperatifinde bir evimiz vardı, iki yaz önce sattık. O evde çocukluğumun en komik anılarını yaşarken Cennet karı da oradaydı. Sadece birisini anlatarak durumun ne şekil olduğunu belirteyim. Efendim bu hanım Cennet, pratisyen doktora gitmiş öksürüyorum diye. Pratisyen hekim de yaşlı teyze senin neyin var, neyin yok diye ilgilenmiş. Eve geri döndüğünde “Doktor beni beğendi, benlen evlenmek ister gaaayzzz” diye anneme söylenip yatır! Anam tutar “Gayz nööryon iki koca yetmedi mi gaayz” diye yanıt verir ama ebem anında parlayarak “Sen beni gızkanıyon gayyz! gızkanma” diye çığırır kavga kıyamet kopar.
O doktor, Hulusi bey, şu an benim küçük teyzemin kızı Elif ile evli :)
Okulu 7 yılda bitirdim ben. En son gördüğümde “Mektep bitmedi mi hee?” diye sormuştu. Bitmedi diyince de, “Ne bitmez çilen varmış oğlum senin, ne zaman evlencen bana bak? var mı şırfıntın” diye ekleyince, “Yok” dediğimde “Bana bak oğlan mısın sen? Fadimenin kuru Okan’ı bile evlenmiş sen niye yatır durursun” demişti. Gülmüştük.
Hep gülmüştük be.
Ah be Cennet karı.100’ü görürsün diye düşünüyordum ama 99’da tıkladın. Mekanın da adın gibi Cennet olsun, şimdi git bakalım orada iki kocayın başına cinnet ör hee?
Beyaz Tavşan
Bir hap seni buyutur, diger hap ise kucultur
Annenin sana verdikleri ise hicbir ise yaramaz
Alice’e sor o kocaman oldugunda
Tavsani takibe gecerse dusecegini biliyor muydu diye
Alice’e sor o kucucuk oldugunda
Satranc tahtasindaki adamlar ayaga kalkip gidecegi yonu tarif etmisler miydi
Senin ellerinde bir ¢esit mantar var ve aklin bunu cozumleyemiyor
Git de Alice’e sor sanirim ne oldugunu biliyordur.
Mantiginla ters orantiya dusup camura karistiginda
Tersten konusan beyaz sovalye ve kirmizi kraliceyi gordugunde dormouse’un Soyledigini hatirla
Zihnini besle
Zihnini besle
Star Wars’a lakırdamak istiyorum
Bu film tüm serisi bana ekşi sözlük’ü hatırlatıyor ve bu yüzden tiksinti duymama sebebiyet veriyor. (Ne alaka lan?)(bekle evladım)